PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE 

20.03.2021
63
PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE 

PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE 

 

USAGE (Kullanım) 

 

  1. Geçmişteki bir olay veya andan daha önce süreklilik gösterip olay anında bitmiş ancak izlerin belirli olduğu olaylar. Yalnız başına kullanılmaz. Ya Past bir cümle veya past bir bağlam söz konusudur. 
  • When he first met me, I had been working as a teacher (for five years}. 
  • It had been snowing since Wednesday, so we couldn’t go out. 
  • Burt was so angry. He had been looking for you everyday for a week. 
  1. past perfect continuous, present perfect continuous tense’in past şeklidir. 
  • Her eyes are red because she has been crying. 
  • Her eyes were red because she had been crying. 

compare: 

When we met Simon and Pat, they had been riding. (=we met after they had finished) When we met 

Simon and Pat, 

they were riding. (=we met while they were riding) 

 

 

When I got home, water had been leaking 

through the roof. (=it was no longer leaking when I got there) 

When I got home, water was leaking through the roof. (=it was leaking when I got there) 

 

 

35 Present perfect continuous’un geçmişte gerçekleşmesi durumunda kullanılır. 

 

FORM 

  1. ve we için shall ve shan’t kullanılabilir. Ancak artık çok nadiren karşımıza çıkmaktadır.

 

  • When I retire, I shall/will have more time for painting.
  • The stronger we are, the more we shall/will be able to help others.

 

USAGE (Kullanım) 

 

  1. Anlık kararlarda (decision at the time of speaking) 
  • I’m afraid we are lost. I’ll stop and ask the way.
  • “Is that the phone?” “Don’t worry. I’ll get it.”
  • It’s late. I think I’ll go to bed now.
  1. Geleceğe yönelik tahminvarsayım ve şüphe için (prediction)
  • I imagine the stadium will be full for the match on Saturday.
  • Why not come over at the weekend? The children will enjoy seeing you again.
  • Next year, no doubt, more people will enter the competition as the prize money  increases.
  • I’m afraid they won’t be able to complete the marathon.
  • Probably/possibly/perhaps the company will need new employees.
  1. Sözlerde (promise) 
  • “I’ll be back soon,” she promised.
  • I guarantee that you’ll enjoy the party.
  1. gönüllülük (willingness)
  • I’ll check this letter for you, if you want.
  • Sam won’t go to the dentist. He simply refuses to make an appointment.
CLUES: İPUÇLARI 
Soon, before long, shortly 

Next week/month/year etc. Tomorrow 

 

  • John is out, but he’ll be back soon. (John dışarıda ama az sonra geri gelecek) 
  • Could you wait for a while? I’ll be with you shortly. (Biraz bekleyebilir misiniz? Az sonra sizinle ilgileneceğim) 
  • It seems to me that there will be serious conflict before long. (Bana öyle geliyor ki çok geçmeden/kısa zaman içinde ciddi bir çatışma olacak) 

 

36 Shall aynı zamanda izin ve teklif için kullanılan bir modal’dır ve bu işleviyle hala yaygın olarak kullanılır. 

37 Emekli olduğumda, resim yapmak için daha çok vaktim olacak. 

38 Ne kadar güçlü olursak, o kadar diğer insanlara yardımcı olabiliriz. 

39 Korkarım kaybolduk. Durup yolu soracağım. 

40 “Çalan telefon mu?” “sorun değil, ben bakarım” [Burada gönüllülük de var] 

41 Geç oldu. Sanırım yatmaya gideceğim. 

42 I hope, I imagine, I think, I suppose sık sık bu şekilde kullanılır. 

43 Sanırım stadyum Cumartesi günkü maçta ful olacak. 

44 Hafta sonu gelsene. Çocuklar seni yeniden görmekten mutlu olacaklardır. 

45 Gelecek yıl, hiç şüphesiz, para ödülü arttığı için daha fazla insan yarışmaya katılacak. 

46 Korkarım maratonu bitiremeyecekler. 

47 Galiba şirketin yeni işçilere ihtiyacı olacak. 

48 “Geri geleceğim” diye söz verdi. 

49 Sana garanti veririm ki partiden hoşlanacaksın. 

50 Bu daha çok modal olan will’dir. Örnek anlık karar olarak da yorumlanabilir. 

51 İstiyorsan senin için mektubu kontrol ederim. 

52 Sam dişçiye gitmeyecek/gitmeye gönüllü değil. Randevu almayı reddediyor. 

 

  • He will go to Poland next week. (Gelecek hafta Polonya’ya gideceğiz) 
b) Conditional Clauses (if, unless, in case, provided) 
 
  • Let me know if he says anything interesting.
  • Provided the right software is available, I should be able to solve the problem.
  • I’ll bring a compass in case we get lostp. 

 

Bir önceki yazımız olan ingilizce di’li geçmiş zaman başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

İngilizcedersler.net copyright © 2021 tüm hakları saklıdır.